edip yüksel geçtiğimiz hafta türkiye’deydi… önceki cumartesi günü, bakırköy sanatçılar derneği’nde bir söyleşi ve imza günü düzenledi. ben de bu söyleşiye katılacağımı duyurmuştum ancak sağlık sorunum nedeniyle kendisine eşlik edemedim. aslında özlemiştim edip’i, sık sık mailleşiyor, zaman zaman da telefonda konuşuyoruz ancak, yüz yüze görüşmeyeli iki yılı geçti…
üstelik kendisine, onda bile olmayan dört kitabını götürecektim. imzalaması için tabii, gerisin geri kütüphaneme geri dönmek üzere.
bir yazarın kendisinde bile bulunmayan, çok eski, az baskılı kitaplarına sahip olmanın ve o yazarı kıskandırmanın hazzını tadamadım.
edip, türkiye’deyken basında da isminden sıkça söz ettirdi. bunların en etkilisi, taraf gazetesi’ne verdiği röportaj oldu kuşkusuz. bu röportajdan sonra, babası molla sadrettin ve kardeşi metin’in bahisleri tekrar açıldı, hatta ve hatta diğer kardeşi müfit yüksel, basına bir açıklama yaparak “kardeşim hakkında ölüm fetvası verebilirim.” dedi.
evet, “kardeşim hakkında ölüm fetvası verebilirim…”
röportajdan benim ilgimi epey çeken cümleler oldu…
buhari’de muhammed peygamber’in cinsel hayatını anlatan hadisler için “peygamber’i dikizlemiş” demesi sarkastik ve vurucu bir örnek… “Peygamber size tuvalete nasıl gideceğinizi, kıçınızı nasıl yıkayacağınızı öğretmek için gönderilmedi.”…
“Biz Allah diyoruz ama peygamberin ismini tek başına söylersek hakaret sayılıyor. “Sallallahu aleyhi ve sellem” diyelim. Hatta o da yetmez “Hazret” diyelim, o da yetmez, “Kainatın efendisi” diyelim. Sanki Muhammed ismi kötü bir isimmiş gibi, haşa, “Muhammed” övülen demektir, hakaretmiş gibi “Sen niye hakaret ediyorsun” diyor.”
“benimle tartışın, annem babam, Müslüman diye Müslüman olacaksanız hiç Müslüman olmayın. Öyle Müslüman olamazsınız, olsanız olsanız mukallit (taklit yapan) maymun olursunuz.”
“Oğlum Yahya 5 yaşındayken ben eşimle namaz kılarken, geldi, ayakkabısıyla bize katılmak istedi. Annesi “Ayakkabını çıkar” dedi. “Niye” diye sorunca annesi “Allah öyle diyor” dedi. Yahya “ben Allah’ın öyle dediğini duymadım” dedi. Ben çok sevindim “Aferin oğlum, işitinceye kadar sen ayakkabıyla kıl” dedim.”
burada bir dipnot düşeyim; edip’in röportajında agnostikliklerinden bahsettikleri oğullarından yahya (yo-yo), “islami reform için kritik düşünceler” isimli kitapta kısa bir yazıyla, abd’de müslümanlara karşı duyulan önyargıyı ve kendisinin bunu kırmak için gerçekleştirdiği bireysel eylemden bahsederken de, beni gülümsetmişti…
ayrıca edip’in uyuşturucu kullanan vatandaşla ve sosyal devletle ilgili tespiti de etkileyici…
bakın, kardeşin kardeşi öldür(t)mesine neden olabilecek röportaj nasıl bir şeymiş :