Ve Allah ne zaman tek başına anılsa, öteki dünyaya inanmayanların kalpleri keskin bir nefretle dolar. Halbuki O’nun yanısıra başka isimler de anıldığı zaman hemen (yüzleri güler,) neşelenirler! (Zümer Suresi, 45. ayet)
her müslümana daha küçüklüğünden, çocukluğundan öğretilen şeydir.. kelime-i şahadet..
başka inançtan olan birisi, müslüman olmak istediğinde, kimi zaman anlamını dahi belletmeden, ilk yapılan iştir, bu cümleyi papağan gibi tekrarlattırmak.. sonra da zaten hemen sünnetçinin ellerine teslim edilir, Allah’ ın yamuk yarattığı(!) organı düzelttirmek için.. (bu konu hakkında bkz. “Oldu da bitti, maşaallah!” yazısı)
klasik itikatçi, hadislere tapan, Allah’ a şirk koşan, Kuran’ ın yasaklamasına ve lanetlemesine rağmen sapkın Yahudi ayetlerini, şeytan öğütlerini İslam adına uygulayıp, dinini parçalara ayıran, “kabak hazretlerini” pek seven, bizim dört mezhepçi ehl-i sünnet ve’l cemaat “Eşhedü en la ilahe illallah, ve eşhedü enne Muhammedün abduhu ve resuluhu” der.. şiiler buna ek olarak “ve Aliyi veliullah” eklerler..
peki.. bu cümle, daha doğrusu “Allah’ ın varlığına ve birliğine” bu şekilde şahadet etmek Kuran’ da var mıdır? şaşıranlar olacaktır belki ama.. hayır! hatta ve hatta Kuran, bu tip bir “şahitliğe” karşı çıkar.
klasik itikatin, ehl-i sünnet ve’l cemaat’ in “islamın ilk şartı” olarak bellediği ve bellettiği, bunu söylemeyeni müslüman saymadığı (bir de sünnetçiye penislerini doğratmayanı müslüman saymazlar, ancak uydurma hadislere tapanlar, Kuran emirlerini değil yalan yanlış rivayetleri izleyenler, peygamber sakalı(!) önünde sıra olup ağlaşanlar, kabe’ de kara taş’ a yüzünü gözünü sürenler, yahudi ve cahiliye devri arap adetlerini uygulayanlar, hacıların hocaların ve mollaların ayaklarına kapanıp insanlardan şefaat umanlar müslüman(!)dır.) kelime-i şahadet’ in tek dayanağı nedir?
evlere şenlik bir hadis..
efendim, yalancılığı, kendisinden nakledilen yüzlerce hadis yer alan (hem de bu hadisler, kelime-i şahadet, abdest, namaz, hac, oruç, cennet-cehennem, ahiret gibi en temel kavramlar ve ibadetler üzerinedir) hadis kitaplarında geçen (bkz. “ebu pavlus” isimli yazı), bu kitaplarda hem kendisini yalancılıkla suçlayan, hem de kendisinin şaşmaz bir hafızaya ve dürüstlüğe sahip olduğunu anlatan hadisler yer alan ünlü hadis uydurucusu “kedi babası” ebu hureyre, günlerden bir gün insanlara, o güne kadar “la ilahe illallah” veya “la ilahe illa hu” olarak söylenegelen kelime-i şahadet’ in bugün bildiğimiz haliyle değiştiğini söylemeye başlar..
müslümanların ikinci halifesi ömer, ki kendisi ebu hureyre’ yi yalan hadis naklettiği ve hadis uydurduğu için bir kaç kere dövmüş, en sonunda da bir daha hadis naklederse sürgüne göndermekle tehdit etmiş, ebu hureyre de ömer ölene kadar hadis nakledememiş, ömer öldükten sonra da insanlara hadis anlattıktan sonra “vallahi ömer yaşasaydı size bunu anlatamazdım” dermiş, bu “değişikliği” duyunca kendisine bunu anlatan ebu hureyre’ nin göğsüne kuvvetli bir yumruk atar ve yere serer. daha sonra da ayağıyla göğsüne basarak “nasıl böyle bir sahtekarlık yaptığını” sorar.
korkudan ağlamaya sızlanmaya başlayan ebu hureyre, kaynağının Muhammed Peygamber olduğunu söyler. ömer itiraz edince de koynundan Resulullah’ a ait bir terlik çıkarır ve bunun peygamber tarafından kendisine, doğru söylediğine dair bir delil olduğunu söyler.
hadisin buradan sonrasına biraz “el atılmış” gibi.. efendime söyleyeyim, meğer ömer bu terliği görünce ebu hureyre’ ye inanır ve kelime-i şahadet getirir.
bugün, müslümanlara “islamın ilk şartı” diye belletilen cümlenin arkasındaki en sağlam dayanak işte bu hikayedir..
kelime-i şahadetle ilgili bir başka hikaye hadiste ise, bu olaydan sonra ömer, Peygamber’ e durumu danışır ve gerçekten ebu hureyre’ ye kelime-i şahadet’ i o şekilde mi öğrettiğini sorar. “evet” cevabını alınca da “bu sözün müslümanları tembelleştireceğini” iddia ederek itiraz eder..
neresinden tutarsanız, neresinden bakarsanız mantıksız..
peki.. Kuran’ da Allah’ ın varlığına ve birliğine şahadet etme, yani kelime-i şahadet nasıl geçer :
“ALLAH, kendisinden başka tanrı olmadığına şahadet eder; melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de… O’ndan başka tanrı yoktur. Üstündür, Bilgedir” (Al-i İmran Suresi, 18. ayet)
islam’ın ilk şartı olarak bilinen “şahadet”, Allah’ tan başka tanrı olmadığının itiraf edilmesidir. Kuran’ da otuz kez geçen “la ilahe illa Allah / la ilahe illa hu” ifadesi hiçbir yerde bir başka isimle birlikte geçmez. bu şahadetle yetinmeyip Allah’ ın tekliğini ilan ederken, Allah’ ı tek başına yeterli görmemek ve isminin yanında herhangi bir ismi anmayı gerekli görmek şirk hastalığının bir belirtisidir. Muhammed Peygamber’ den seneler sonra, tüm ilahi dinlerin değişmez ortak sloganı olan şahadete Muhammed’ in ismini ilave edenler bu davranışlarıyla Kuran’ ın birçok ilkesini çiğnemişlerdir. camilerde Tanrı’ nın isminin yanına, Muhammed ismine ek olarak Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin gibi diğer putlaştırılmış isimler eklenmiştir. şiiler ise farklı bir put koleksiyonuna sahip olup camilerini onların isimleriyle süslerler. Muhammed’ in isminin geçtiği dört ayet var; bu ayetleri camiye asmak yanlış mı diye itiraz edenler olabilir. mescitlerin duvarlarına cennetteki hurilerden söz eden tüm ayetleri güzel hatlarla yazıp asmanın, yahut da sadece cehennem ile ilgili ayetleri seçmenin bir zararı mı var? sadece İsa veya Musa ile ilgili ayetleri seçmeye ne demeli? münafıklarla ilgili ayetler niye olmasın? mescitlerin duvarına tüm Kuran asılırsa bir sorun olmaz. ama Kuran’dan bazı ayetler özellikle seçilince işte orada niyet önemli oluyor. Kuran’ dan bazı ayetler seçilecekse, sadece Allah’ tan söz eden ayetler asılabilir. ayrıca, mescitlerin duvarına ayet asılacak diye bir kural da yok..
“Mescidler sadece ALLAH’a aittir; öyleyse ALLAH ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın.” (Cin Suresi, 18. ayet)
şimdi sıkı durun.. her şeyi, geleceği ve geçmişi bilen Allah, Kuran’ da, peygamberinin ölümünden yıllar sonra, onun adı öne sürülerek “kendisine yapılan şahitliğe” eklenecek kelimeyi, hem de bunu söyleyenleri “ikiyüzlü / münafık” olarak tarif ederek aynen veriyor :
“İkiyüzlüler sana geldiklerinde, “Senin ALLAH elçisi olduğuna şahadet ederiz,” derler. ALLAH senin kendi elçisi olduğunu bilir ve ALLAH ikiyüzlülerin yalan söylediğine de şahadet eder.” (Münafikun Suresi, 1. ayet)
son söz..
“Hem, kendi uydurduğu yalanları Allah’a yakıştıran ya da O’nun ayetlerini yalanlayan kimseden daha zalim kim olabilir? Doğrusu, (böyle yaparak) günaha gömülüp giden kimseler kurtuluşa asla erişemeyeceklerdir;” (En’am Suresi, 17. ayet)
-
yunusgokce liked this
-
aklinikullan posted this