ramazan geliyor. din adamları, ilahi-yatçılar için sezon açılıyor. gazeteler, televizyon kanalları, internet siteleri bir aylığına bu sezondan faydalanmak için ellerinden geleni yapacak. halkımıza bin yıldır duydukları, belletilen şeyler yine tekrar edilecek, abuk subuk soruların cevapları verilecek, kafalar karışacak, oruç “bir nefs köreltmesi” olmaktan çıkıp, tüm gün aç susuz kalma ritüeli haline getirilecek. hem de başta devletin “diyanet işleri” olmak üzere “din adamları” eli ve teşviğiyle..
ehl-i sünnet ve’l cemaat’ in bin yıldır tekrarlanan din adına din dışılık zırvalarını bir yana bırakalım ve bu güzel ibadetin, Allah’ ın tek kaynak olarak bizlere sunduğu Kuran ışığında, Allah’ ın emrettiği şekli nasıl inceleyelim..
ORUÇ İSLAM İLE Mİ BAŞLADI?
bu sorunun cevabı aynı namazda olduğu gibi; hayır. oruç da namaz gibi islam öncesinden gelen bir ibadet. musevilik’ te ve öncesindeki peygamberlerde orucun var olduğunu görüyoruz. namaz gibi oruç da, nesilden nesile aktarılarak muhammed dönemine kadar “gelenek” şeklinde devam etmiştir. kuran, indirildiği zamanda zaten halihazırda bilinen ve kimi kesimlerce uygulanan bu ibadetin içinden bidatları, saptırılmış ve bozulmuş yönleri temizlemiş, bizlere değişmeyecek ve bozulmayacak biçimde tekrar emretmiştir.
“İnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz kılındı” (2:183)
ancak ne yazık ki hasiçi ve sünnetçi din adamları, zamanla kuran’ ın en açık ve anlaşılır biçimde tarif ve emrettiği oruç ibadetini, uydurma hadislerle, bidatlarla saptırmaya ve tahrif etmeye çalışmaktalar. ne acıdır ki din adamları, bunu Allah adına yaptıklarını iddia ediyorlar.
ORUCUN AMACI NEDİR?
orucun temel amacı, bütün gün aç-susuz kalmak değil, nefs ve irade terbiyesi sağlamaktır.
nitekim kuran’ da, “susma orucu” kavramı da vardır. bu oruç her ne kadar genele emredilmese de, “susmak, üç gün boyunca kimseye bir şey söylememek” eyleminden anlaşılacağı üzere iradeyi gemlemek üzerine temellendirilmiş bir emirdir.
““Rabbim, bana bir alamet ver,” dedi. “Alametin, üç gün işaretle anlaşmanın dışında halk ile konuşmamandır. Rabbini çokça an, akşam sabah onu düşün.”” (3:41)
Allah’ ın zekeriya peygamber’ e emrettiği bu “susma orucu” , “inancın konusunda insanlara itibar etme, onlar ne diyecek diye düşünme” demektir. bu da bir irade mücadelesi ve tam manasıyla bir teslimiyettir.
bu durumda anlıyoruz ki, kuran’ da emredilen ramazan orucu, aç-susuz kalmaktan ziyade Allah’ a tam anlamıyla teslim olmak ve iradeyi gem altına almak amacını taşır.
oruç aynı zamanda kuran’ da müslümanlara, yerine getirmedikleri veya getiremedikleri bazı emir ve zorunluluklar için bir kefaret olarak da emredilmiştir. orucun ibadet yönünden daha çok bir kefaret, bir cezai yaptırım olarak uygulanan bu hali de göz önüne alındığında bu amaç ve anlamın pekiştiğini görürüz.
kısacası kuran’ da emredilen oruç = irade terbiyesi dir.
KURAN’ DA ORUÇ
kuran’ da oruç ibadeti bakara suresi’ nde anlatılmış, açıklanmış ve emredilmiştir :
“İnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz kılındı.” (2:183)
“Sayılı günlerde… Hasta olanlarınız veya yolculukta bulunanlarınız tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde (oruç) tutar. Güç yetirenler bir yoksulu doyurarak adakta bulunsunlar. Kim gönül isteğiyle (daha fazla yoksulu doyurmak için) iyilik yaparsa kendisi için daha iyidir; ancak oruç tutmanız sizin için en iyisidir, bir bilseniz!” (2:184)
“Ramazan, insanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabı olan Kuran’ın indirildiği aydır. Kim o aya ulaşırsa oruç tutsun. Hasta veya yolcu olanlarınız, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. ALLAH sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Böylece (oruç günlerinin) sayısını tamamlar, sizi doğruya ulaştıran ALLAH’ı yüceltip şükredersiniz.” (2:185)
“Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmanız size helal kılındı. Onlar sizin (sırlarınızı gizleyen) örtüleriniz, siz de onların örtülerisiniz. ALLAH, kendinizi kandırıp durduğunuzu bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık ALLAH’ın sizin için belirlediğini dileyerek onlarla cinsel ilişkide bulunabilirsiniz. Şafağın beyaz ve siyah ipliğini birbirinden ayırt edinceye kadar yiyin, için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlere kapanmış durumdayken onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar ALLAH’ın koyduğu sınırlardır; onları çiğnemeyin. ALLAH korunmaları için ayetlerini halka böyle açıklar.” (2:187)
bu ayetlerden açıkça anlaşılacağı üzere kuran’ da oruç şu şekilde değerlendirilir ve emredilir :
1- oruç, kuran’ ın emrettiği, daha önceki inananlara da emredilen bir farzdır.
2- oruç ramazan ayında tutulur. (üç ayların başında, kameri ayların her hangi bir gününde, kısmında oruç tutmak kuran’ da emredilmemiştir. bu gibi zamanlarda sünnet veya dini emir / gelenek zannıyla oruç tutmak kuran dışıdır. isteyen özel bir sebep atfetmeden, iradesini sağlamlaştırmak amacıyla oruç tutabilir. ancak Allah inananlara ibadette de ölçülü olmalarını emretmiştir. halk arasında putlaştırılan evliya, veli gibi isimlerle anılan kişilere yüklenen “bütün ömrünü oruçlu geçirirdi, şu kadar yıl kesintisiz oruç tutmuş” gibi payeler dine bağlılığın bir emaresi değil, bilakis ölçüyü aşmanın bir işaretidir. lakin kuran az sonra göreceğimiz şekilde bazı durumlarda kefaret olarak oruç tutmayı önerdiğinden, ramazan dışındaki günlerde de bu kefareti yerine getirmek için oruç tutulabilir.)
3- hastalık ve yolculuk sebeplerinden ötürü oruç tutamayanlar, tutamadıkları oruçlarının sayısı kadar başka günlerde tutarlar. kuran’ a göre, “bozulan oruç” , “tutulmayan oruç” tur. bu yüzden bu iki sebeple iftar saatinden önde yarım bırakılan, bozulan orucun yerine bir başka gün oruç tutmak gerekir. hadisçi sünnetçi din adamlarının buyurduğu “bir güne karşılık 61 gün oruç” cezası kuran dışıdır. unutmamalıdır ki Allah adına yasak, haram, günah öne sürmek şirktir.
4- hastalık gibi sebeplerden ötürü oruç tutarken zorluk çekenler, oruç tutmak yerine bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. ancak bu fidyenin miktarı, kaç öğünlük olacağı gibi detaylar kuran’ da açıklanmamıştır. temel prensip olarak, Allah kuran’ da emretmediği ya da yasaklamadığı konularda tercihi insanların kendisine bırakır. bu yüzden bu fidyenin miktarı ve cinsi tercihe bağlıdır. ülkemizde devlet eliyle diyanet tarafından açıklanan fidye miktarının kurani yönden bir geçerliliği yoktur. yine de bu miktar bir ölçü olarak alınabilir ve kişi bu ölçüye göre kararını verebilir. unutmamalıdır ki Allah her şeyi gören, bilendir. “şer’ i hile” denilerek aynı din adamlarınca uydurulan ayak oyunlarının -haşa- Allah’ ı kandırma imkanı yoktur. bu miktarı belirlemeden kullarını serbest bırakan Allah’ a rağmen kesin miktar öne sürüp Allah iradesinin önüne şahsi iradeyi katmak yerine, aynı ayetteki “gönülden iyilik yapanın kendisi için iyilik yapmış olacağı” mesajını göz önünde bulundurmak daha iyidir.
5- oruç günün doğmasıyla başlar ve güneşin batmasıyla sona erer. ayetteki “siyah ip - beyaz ip” benzetmesinden ve “sizce” anlamından, güneşin ilk ışıklarının belirmesinden, tamamen ortaya çıkmasına, tan yerinde kaybolmaya başlamasından, tamamen kaybolmasına kadar orucun başlangıç ve bitiş zamanlarında esneklik payı bırakıldığı anlaşılıyor.
6- oruçluyken yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak yasaktır. 2:187 ayetinde görüleceği üzere, ibrahim peygamber zamanından gelen oruca zaman içerisinde “oruç tutulan gecelerde de cinsel ilişkide bulunulmaz” şeklinde bir ilave yapılmış ancak Allah bunu düzeltmiştir. bu ayetten çıkartacağımız bir başka mesaj, aşırıya kaçmamamız gerektiğidir. zira anlaşılıyor ki kimileri Allah adına yasaklar üreterek cinsel ilişki sınırını yarım günden koskoca bir aya uzatmışlar ve aşırıya kaçmışlar. ancak Allah sözde kendisi adına uydurulan bu aşırılı düzelterek sınırı belirlemiş. aynı mantık yürütmeyi “aylar yıllar boyu nafile oruç tutmak” şeklindeki abartmaya da uygulayabiliriz.
7- yine kuran’ da açıkça emredildiği üzere yeme, içme ve cinsel ilişki dışında hiç bir şey orucu bozmaz. zamanla islam’ a uydurma hadisler ve sünnet yoluyla eklenen “iğne yaptırmak, ilaç içmek, kan vermek, kusmak, küfretmek orucu bozar” şeklindeki eklemeler kuran dışıdır.
8- kuran’ da regl dönemi içerisindeki kadının oruç tutamayacağı ile ilgili hiç bir yasak yoktur. ancak kadını ikinci sınıf gösteren ve gören yahudi hikayeleri ve masallarının uyduruk hadislere geçmesiyle regl dönemi, kuran’ ın “sadece bir rahatsızlıktır” demesine rağmen kötü, pis bir şeymiş gibi dine sokulmuş, bu yüzden regl halindeki kadın oruç tutamaz, namaz kılamaz, kuran okuyamaz, camiye giremez gibi hurafeler uydurulmuş, Allah adına yasaklar üretilmiştir. regl halindeki kadın oruç tutabilir. ancak kuran, hastalık halinde oruç tutmamayı daha sonra tamamlamak şartıyla mazur görür. eğer regl halindeki kadının dayanamayacak şekilde ağrısı veya rahatsızlığı varsa, örneğin su ile birlikte ilaç içme gereksinimi gibi bir engel varsa, kendini oruç tutacak kadar iyi hissetmiyorsa bu izinden yararlanabilir. ancak tutabilecek durumda iken sadece “regl” gerekçesiyle tutmaması doğru değildir.
ALLAH ADINA HÜKÜM KOŞMAK
bu ayetlerin olanca açıklığına rağmen din adamları, sözde Allah adına kendi kafalarına göre, uydurma hadislerden, yahudi veya müşrik geleneklerinden esinlenerek bir çok yasak icat etmiş ve bunları oruç ibadetine empoze etmeyi başarmışlardır.
kuran’ da orucun kefaret, cezai yaptırım olarak geçtiği diğer ayetlere bakarsak;
kuran’ da, hacla ilgili bazı eksikliklerde orucun fidye olarak tutulması (2:196), yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip, köle affetme cezasını yerine getiremeyenlerin iki ay kesintisiz oruç tutması (4:92), yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması (5:89), hacda avlanma yasağını çiğneyenin kefaret olarak oruç tutması (5:95), hanımlarını cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi gibi yakın akrabası ilan edip, boşanmaya kalkmanın cezası olan köle azadını yerine getiremeyenlerin, kesintisiz iki ay oruç tutması(58:4) da emredilmiştir. görüldüğü gibi kuran, bazı suçların cezasında orucun, suçun dünyevi bir karşılığı olarak tutulmasını söyler. tüm bu detayları veren Allah, orucun kasten bozulmasının iki ay kesintisiz oruç tutma gibi bir cezası olsaydı, bunu da açıklardı. madem ki açıklamamıştır; böyle bir ceza yoktur. yukarıdaki suçları incelersek, bu suçlardan kiminin oluşma ihtimali binde birden bile az bir ihtimaldir. insan hayatında olma ihtimali bu kadar az olan şeyleri açıklayan Allah’ ın, kişilerin kasten oruç bozması gibi olma ihtimali çok daha yüksek olan bir olayın özel bir cezası olması gerekseydi, bunu açıklamamış olması hiç mümkün müdür? aynı şekilde bütün bu detayları veren ve bildiren Allah, kan vermek, kusmak, iğne yaptırmak, küfretmek gibi şeyler eğer orucu bozsaydı, bunları da bildirmekten geri kalmazdı. kuran’ da olmayan bu şeyleri daha sonradan dine sokmaya çalışmak, Allah’ ın kitabını, aynı kitapta “apaçık ve detaylı” olduğu bildirildiği halde eksik görmek demektir.
SONUÇ OLARAK
görüldüğü gibi kuran’ ın anlattığı oruç, dört ayette açıklanmıştır. bu ayetler dışında oruçla ilgili izahlar gereksizdir. oruç adına ne anlaşılacaksa bu dört ayetten anlaşılmalıdır.
Allah’ ın kitabını yetersiz görüp “taharet alırken parmağımın iki boğumu anüsüme kaçtı, orucum bozulur mu?” şeklindeki kara mizah örneği sorulara, ciddi ciddi cevap ve içtihat arayan sünnetçi, hadisçi ve mezhepçi zihniyeti Allah’ a havale ediyorum.
Allah oruçlarınızı kabul etsin.
EKLEME : 5 VAKTİ UYDURMAK YETMEZSE..
bu yazıyı yayına koyduktan hemen sonra bir soru geldi. yazıyı okuyan bir okurumuz, “teravih namazı” diye kılınan namazı sordu.
bilindiği ve daha önce açıkladığımız gibi kuran’ da emredilen namaz üç vakittir. (sabah, orta-öğle, akşam. bkz. kuran’ a göre gerçek namaz yazımız)
ancak sünnetçi hadisçi zihniyet kuran’ da açıkça emredilen bu üç vakit namazı az bulmuş, musa peygamber’ i Allah’ tan -haşa- daha akıllı imiş gibi gösteren, bir yahudinin kaleminden çıkma olduğu apaçık belli uydurma bir hadisi (bkz. miraç ile ilgili iki yazımız) kaynak göstererek namaz sayısını Allah’ ın kitabına rağmen beşe çıkarmışlardır.
bu zihniyet, ramazan ayında bir zam daha yapar ve “teravih namazı” adı altında uydurulmuş bir namaz daha ortaya koyar.
teravih namazı diye adlandırılan namaz, kuran’ da hiç bir şekilde geçmez. bu namazı kılmak kuran dışı bir eylemde bulunmaktır.
-
aklinikullan posted this