din kültürü | makaleler
tolerans

artık ilan etmemde bir sakınca yok sanırım. inşaallah bu saatten sonra da mahçup olmam.

8 yıl süren ve günde iki paketten az olmamak kaydıyla “içmem, yerim” seviyesindeki sigara tiryakiliğim, bir hafta önce sona erdi.

bir sabaha karşı, sabah ezanına dakikalar varken, tesadüfen girdiğim sigarayı bıraktırdıklarını iddia eden sitelerde gezinirken, içmekte olduğum sigaraya “bu son sigaram” dedim, söndürdüm, yarım paketi çöpe attım.. ve bitti..

bir haftadır arkası kesilmez nikotin krizleri ve psikolojik eksikliği içinde boğulsam da şikayetçi değilim.. acısını hissede hissede, canımı yaka yaka, sancılı bir biçimde bıraktım.

aklımda sigarayı bırakmak yoktu.. düşünmüyordum bile.. sigarayı bıraktırdıklarını iddia eden kişi ve kurumlar, binbir türlü bilimsel-latinsel ismi saydıktan sonra işi döndürüp dolaştırıp yine “telkin-psikoloji” hadisesine getiriyorlardı ve benim iradem için benden para talep ediyorlardı. okudum. kızdım. irade benim, nefs benim, öyle bırakılmaz böyle bırakılır dedim. bıraktım.

iftarı olmayan bir oruca başladım kısacası…

ramazan ayı nedeniyle doğal olarak gündemdeki konu oruç..

“ilahi”-yatçılar oruç ibadetinden bahsediyorlar.. “bir ay boyunca aç kalarak vücuttaki toksinler atılır, zararlı maddeler arınır, mide rahatlar..” mış.. amaç buysa, detoksa gidelim? rejim, diet uygulayalım? hem onlarda salt açlık-susuzluk yok, azar azar, dengeli.. orucun faziletini bu gerekçeyle açıklayan insan ile “oh ramazan geldi, bu bahaneyle kilo vermiş olurum” diyen insan arasında fark yoktur. ikisi de samimiyetsizdir. ikisi de bu ibadeti “fiziken” yerine getirir..

“insan bir gün boyunca aç-susuz kalarak nimetlerin, sahip olduklarının kıymetinin farkına varır, fakirlerin halini daha iyi anlar” mış.. insanoğlu tamahkardır. tamahkar olduğu kadar unutkandır. unutkan olduğu kadar bencildir.. bütün gün aç kalan bir insan önce kendi açlığını düşünür. bütün gün aç kalan bir insana, karnı doymaya başladığı anda “yine” sıradanlaşır sahip oldukları.. insan yarım gün aç-susuz kalarak, yoksullarla empati kuramaz. bütün bir ömür boyunca etrafındaki yoksulları, Allah’ ın kendisine verdiği nimetleri görmeyen gözler, bir ayda açılmaz.. üstelik bu, “şükür” felsefesinin gerçeğinden de uzaktır. sonucunu bildiği şeye dua, şükür etmez insan. akşam evinde kendisini dört dörtlük bir iftar sofrasının beklediğinden haberdar olan kişinin ettiği, “olmuşa teşekkür” dür..

saf iman, “olacağa” imandır. şükür, olmuşa değil, “olacağa teşekkür” dür..

peki nedir orucun amacı? hikmeti? faydası?

orucun anahtar kelimesi : “tolerans” tır..

oruç, otokontroldür.. oruç, ruh eğitimidir.

oruç, “fiziken” değil, “ruhen” yapılan ibadettir.

kimileri oruç tutarak zayıflamaktan, toksinleri atmaktan bahsedip bunu ilahi hikmet sayadursunlar.. oruç, alternatifi olmayan “ruhun detoksu” dur.

kimileri aç-susuz kaldıkları günün akşamında, sıcacık evlerinde, davetli oldukları masalarda tıka-basa yemekle “olmuşa teşekkür etmeyi” oruç zannederken.. oruç, “olacağa teşekkür etmeyi” öğrenmektir.

asıl hedef bu ruhani detoksun, “olacağa iman” ın devamlı kalmasıdır, ramazan orucu da bunun başlangıcı, motivasyonu..

ramazan ayı “toplu start” tır.. KDR gecesi kendi rotanı çizme zamanı gelmiştir.. ramazan bittiğinde kimileri “bayram” ederken “eziyet bitti” diye.. sen yarışa devam edersen yol alabilirsin ancak…

açlığını.. susuzluğunu.. sigarasızlığını..

tolere edebilmeyi öğrendiysen “oruç” tutuyorsun demektir.

“oruçluyum, açım, sinirliyim, stresliyim, sigarasızlık başıma vurdu” diyerek sağa sola saldırıyor, işini aksatıyor, kendi kendinin dikkatini şartlayarak dağıtıp tehlike yaratıyorsan..

maalesef hala “aç-susuz kalarak toksinleri atıp, mideyi küçültüp, detoks yapıp bir de üstüne zayıflama” peşinde koşanlar ile.. sofra başında tıka-basa tıkınırken yoksulların halini anladıklarını, sahip olduklarının kıymetini bildiklerini zannedenler gibisin..

sabah uyandığında aç-susuz kalmaya başlayıp, akşam ezanı duyduğunda bitirenlerdensin..

oruç otuz günle bitmez.. oruç aç-susuz kalmakla özetlenmez.. oruç bazen konuşmamak, susmaktır.. bazen yemeyip, beklemek.. sabretmek, geciktirmek.. iradenin sınırlarında gezinmek.. ötesine geçmek..

tekamül merdiveninde ilerlemek, manevi tatmine ulaşmak, ruhunu terbiye etmek, otokontrolünü sağlamak sadece “yapılması gerekeni yapmak” ile olmaz..

bazen onun da üzerine çıkmak gerekir.