din kültürü | makaleler
KDR gecesi ve yanmayan kandiller

uzun zamandır gelen bir soru.. her defasında, her kandilde yazmaya niyetlendiğim, sonra uzun uzun yazmaya üşenip bir kaç kez “arif olan anlar” ipucu verdiğim.. kandiller konusu..

kuran’ da kandiller var mı? dinimizde bu gecelerin, günlerin yeri ne?

ve kadir gecesi..

temelden girelim konuya.. kandil ismi verilen “mübarek” denen gün ve geceleri “kutlama” geleneği ne zaman başladı ve “kandil” ismi nereden geliyor..

elimizdeki kaynaklara göre, mevlid, regaib, miraç, berat kandilleri gibi özel anlam yüklenen gün ve gecelerin “kutlanmaya” başlandığı zaman, dört halife devrinden sonrası.. daha önce hadislerle, rivayetlerle, sünnetlerle ilgili yazılarımızda, dört halife devrinde peygamberden hadis nakledilmediğini, peygamberden duyduğunu iddia ederek hadis uyduranların cezalandırıldığını işlemiştik. ne zaman ki dört halife devri sona erdi, halifelik siyasal amaçlara araç edilmeye başlandı ve hadisler, uyduruk rivayetler, kuran’ a rağmen islam’ ın ilk başvuru kaynağı edildi.. ne zaman ki yüzbinlerce iftira, yalan, yahudi ve putperest adeti “hadis ve sünnet” diyerek dine sokuldu.. kandillerin uydurulması da, hadisler dolayısıyla o zamanlara denk gelir.

dört halife devrinden sonra peygamberin ağzından yüzbinlerce hadis uydurulmuştur. ve kadir gecesi hariç, bu günün önemine daha sonra geleceğiz, tüm “kandil” ler hadislere dayanır. hadisler uyduruk olduğundan, kandiller de uyduruktur, dinde yoktur.

bu tarihlere “kandil” ismi verilmesi de osmanlı döneminde, camilerde “kandil” yakılmasına dayanır.

bu kandillerden “miraç” ismi verilenin, Allah’ a ve peygamberimize akla hayale gelmeyecek hakaretler, küçük düşürmeler içeren, resmen bir yahudi masalı olduğu belli olan bir hikayeden yola çıkılarak “kutlanmaya” başlandığını daha önceki yazılarımızda ele almıştık.

peygamberin doğumunu (mevlid) kutlamak tabi ki kötü bir şey değil.. insanların belli günlerde, gecelerde bir araya gelmeleri, birbirlerini ziyaret etmeleri, kutlamaları, hal hatır sormaları da kötü bir şey değil.. bunların hepsi çok güzel, çok iyi davranışlar..

hatta, insanların yılın belli zamanlarında, yılda 6-7 defa ibadete ağırlık vermesine neden olduğu için daha da hoş karşılanabilir..

lakin.. “peygamberin ana rahmine düştüğü gün” ü (regaib kandili olarak kutlanan gün) cennete doğrudan gidiş vizesi almak ya da “allah’ ın yeryüzüne inip ‘dileyin benden ne dilerseniz’ dediği geceyi” (berat kandili olarak kutlanan gece) bütün yıl günah işleyip, bir defada tüm günahlardan kurtulmayı sağlamak için “kutlamak” , “iman” kavramı ile bağdaşmaz.

Konu, Kur’an ışığında değerlendirildiğinde ibadet günü, ibadet gecesi ibadet ayı gibi özel zamanların Kur’an’da yer almadığı, dolayısıyla bu tarz kabullerin İslâm’ın ruhuna aykırı olduğu görülmektedir. Yani, İslâm dini ibadeti, senenin her mevsiminde, her ayında, her gününde, her gecesinde, hatta her saatinde ve her saniyesinde öngörmüştür. İslâm’da turizm mevsimi, av mevsimi, kayak mevsimi gibi bir ibadet mevsimi yoktur. Müslüman, senenin her mevsiminde, ayında, gününde, gecesinde ibadet/ kulluk yapmalıdır. Bu durum “barış” konusu için de aynıdır. Müslüman hiçbir zaman saldıran, savaşa karar veren taraf olmamalı, ancak düşmanın saldırısı karşısında savaşmalı, onun dışında her zaman barışçı olup, kavgasız, kansız yaşamalıdır. Yani imanın görüntüsü ve meyveleri her an ortada olmalıdır.

Dinimizde ibadetin/ kulluğun, zamanla alâkalı bir özelliği olmadığı gibi, zeminle de ilgisi yoktur. Yani, Mekke’de kılınan namaz ile Moskova’da kılınan namazın, ya da Medine’de tutulan oruçla İzmir’de tutulan orucun, ya da Recep ayında tutulan oruçla Teşrini Evvel’de tutulan orucun veya Salı günü tutulan oruç ile Cuma günü tutulan orucun, dinimiz nezdinde hiçbir farkı yoktur. Başka bir ifade ile, İslâm dininde yapılan kulluk görevlerine ekstra promosyon verildiği zamanlar ve mekânlar söz konusu değildir. Aslında Müslümanların da, sevap kazanma/ artı puan toplama anlayışını bırakmaları, bunu yerine Allah’ın rızasını kazanma ve Allah’ın lütfettiği nimetlerin şükrünü eda etmeyi düşünmeleri gerekmektedir. ¹

aynı kandiller gibi, “üç aylar” şeklinde özel bir zaman dilimi bellenmesi de yanlıştır ve kuran dışıdır.

KDR GECESİ

kuran’ da özel olarak anılan tek gün, tek gece KDR GECESİ’ dir.

“kuranca” ile “arapça” iki ayrı dildir.

“kdr gecesi” ismi arapça’ ya “kuranca” dan girmiştir. bu isim arapça’ da ilk kez kuran’ da kullanılmıştır.

bu yüzden “kdr gecesi” hakkında sahip olduğumuz tüm bilgileri de kuran’ dan almamız gerekir :

Biz onu KDR Gecesi’ nde indirdik.
KDR Gecesi ne kadar önemlidir, bilir misin?
KDR Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Melekler ve Ruh (Cebrail) o gece Rab’lerinin izniyle tüm buyrukları yerine getirmek için inerler.
O, tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir. (97:1-5)

kuran çevirilerinin büyük kısmı, hadis ve rivayetlerin etkisinde kalarak ya da meal yazarları kendilerinden önceki meallerden çoğu zaman aynen alıntılar yaptıklarından, % 99 oranında “kadir gecesi” olarak çevirilen bu ayetlerde geçen kutlu gecenin orijinal ismi “kdr” olarak geçer.

bu sözcüğe “kadir, kıymet” anlamı verilebilir. bu durumda bu gece, “kuran’ ın indirildiği, kıymetli bir gece” olarak açıklanabilir.

ancak bana göre, “kdr” köküne asıl verilmesi gereken anlam, “kader” kelimesidir.

insanlığın “kaderi”, bu gecede indirilen kuran ile değişmiştir.

her insanın ömründe de bir “kader günü, kader gecesi” vardır.

“kader gecesi” nde, tan yeri ağırına kadar, tüm evren (melekler ve ruh) dilekleri, alınan kararları, yapılan değişimleri yerine getirmek için, duaların kabul edilmesi için seferber olur.

bu gece, hayatınızı değiştirecek kararları alacağınız, kendi devrimlerinizi yapacağınız gecedir. o gün, bu gündür.

peki ne zamandır bu kdr gecesi?

kuran’ ın ne zaman inmeye başladığının kesin zamanı, tarihi, ne ayetlerde, ne de hadis külliyatında yer almamaktadır.

eğer bu geceye, sadece “kuran’ ın indirilmeye başlandığı, bu yüzden de kutlanması gereken tarihsel bir olay” olarak bakarsanız.. yani örneğin “istanbul’ un fethi” ile aynı kefeye koyarsanız kdr gecesi’ ni..

ramazan içinde, hangi gece olduğu belli olmayan bir geceyi arar durursunuz..

Kur’an, kdr gecesi hakkındaki ayetleri ile insanlara çok önemli bir mesaj vermektedir. Bu mesaj; herkesin, bin aydan daha hayırlı olan, meleklerin kendisine yardıma koştuğu, mutluluklarının hemen başladığı bir kdr gecesinin olması gerektiğidir.

Bu kdr gecesi ise;
BİZİM KUR’AN İLE TANIŞTIĞIMIZ, ONU HAYAT REÇETESİ, REHBERİMİZ, IŞIĞIMIZ, RUHUMUZ, ŞİFAMIZ, İBRET LEVHAMIZ, HAYAT DÜSTURUMUZ, HAYAT YÖNETMELİĞİMİZ YAPTIĞIMIZ GECEDİR, GÜNDÜZDÜR, SAATTİR, DAKİKADİR, SANİYEDİR.
Gerçekten de insanın Kur’an’a sarıldığı an, onun hayatının dönüm noktasıdır. O an, bin aydan, bir ömürden belki milyonlarca aydan bile daha hayırlıdır. Çünkü kurtuluş, Kur’an’ın tanınmasına, ona inanılmasına, içeriğinin anlaşılıp uygulanmasına, kısaca; Allah’a teslim olunmasına bağlıdır. Dinimizde faziletli zamanlar ve mekânlar asla yoktur ama faziletli ameller vardır. Faziletin dereceleri de, yapılan işin zahmeti ve emeğiyle doğru orantılıdır.
Dolayısıyla keramet gecede değil, KUR’AN’DADIR. ²

***
¹ ve ² : istekuran.com | hakkı yılmaz