dikkat : bu güne kadar yazdığımız din bilgisi yazılarından farklı olmak üzere, bu yazı “hristiyan” camiasını da yakından ilgilendirmekte ve bildiklerini yeniden sorgulamalarını gerektirmektedir.
meryem.. meryem ana.. kutsal bakire.. isa peygamber’ in annesi.
kuran’ da adına bir sure atfedilen, bizzat Allah tarafından övülmüş bir zat..
meryem’ in isa peygamber’ i doğurması, bu güne dek hep bilindik bir hikayeyle anlatılageldi..
bakire bir kadından, mucizevi bir şekilde doğan bir peygamber..
şimdi.. meryem kıssası’ ndan, meryem gerçeği’ ne geçeceğiz.. kuran ışığında..
“ALLAH’a göre İsa’nın örneği, Adem’in örneği gibidir” (3:59)
adem’ in, daha doğrusu günümüz insanının ilk temsilcilerinin nasıl dünyaya geldiğini, kitabımız KURAN AÇISINDAN EVRİM TEORİSİ‘ nde ayrıntılı biçimde işlemiştik. kitabımızda da açıkladığımız üzere, adem, yani ilk insanlar dünyaya, tamamen biyolojik doğum yoluyla, sperm-yumurta-döllenme ilişkisi ile gelmiştir. adem’ in dünyaya gelmesi, spermin, dişi yumurta hücresini döllemesi sonucundadır. ve adem, tıpkı isa gibi biyolojik bir anneden doğmuştur.
Allah, Kuran’ da bu örneği, açıkça vermiş, kitabımızda da yer verdiği üzere, “adem’ i isa ile değil” , “isa’ yı adem ile” örneklemiştir.
peki isa peygamber’ in doğumu ve öncesi kuran’ da nasıl geçiyor?
meryem’ in adına atfedilmiş olan kuran’ ın 19. suresi, meryem suresi’ nde konu detaylandırılıyor :
Kitapta Meryem’i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti. Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi. (19:16-17)
hakkı yılmaz’ ın tebyin-ul kuran isimli eserinde açıkladığı üzere, ayette geçen “ailesinden ayrılma” kelimesi, arapça köken olarak “terk etme, tek başına ayrılma” anlamına gelmektedir. yani meryem, evden kaçmış, evini terk etmiş ve ailesi, yakınları, çevresi ile irtibatı kesmiştir.
bu kaçışın sebebini, kuran’ ın diğer ayetlerinde buluyoruz :
İmran’ın karısı demişti ki: “Rabbim, karnımdaki (bebeği) tamamıyla sana adadım, adağımı kabul buyur. Sen İşitensin, Bilensin.” Onu doğurunca, “Rabbim, onu kız doğurdum,” dedi -halbuki ALLAH onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- “Erkek kız gibi değil. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu, kovulmuş şeytandan koruman için sana yalvarırım.” Rabbi, adağını güzel bir şekilde kabul etti ve onu Zekeriya’nın himayesinde güzel bir çiçek gibi yetiştirdi. Zekeriya, tapınakta onun yanına her girişinde yanında yiyecekler bulurdu. “Meryem, bunlar sana nereden geliyor,” diye sorduğunda, “Bu, ALLAH katındandır. ALLAH dilediğini hesapsız rızık verir,” derdi. (3:35-37)
bu ayetlerden anlamaktayız ki, meryem erkek çocuk bekleyen bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. ancak ayetteki bazı kelimelere dikkat çekmek istiyorum. meryem’ in annesi, onu doğurduğunda, “kız olduğunu” zannetmiştir. ancak ayette, “kız mı erkek mi olduğunu Allah’ ın daha iyi bildiği” söylenmiştir. hemen devamında ise, Allah’ ın meryem’ i “bir çiçek gibi yetiştirdiği” vurgulanmıştır.
“çiçek gibi yetiştirme” deyiminden, “özenle, koruyarak - kollamak” anlamları akla gelebilir. lakin tam burada, ilkokul düzeyinde bir “fen bilgisi” devreye giriyor :
Her yıl ilkbahar aylarında çiçeklerde döllenme mevsiminde erkek organlarda Polen tozu keseleri meydana gelir ve bunların içi sayısız Polen tozu ile dolar. Bu küçük sarı renkli tozlar çiçeklerdeki dişi organ üzerine konar ve döllenme olur.
kısacası, hemen hepimizin bildiği gibi, çiçekler kendi kendilerini dölleme yeteneğine sahiptir.
Melekler şöyle demişti: “Meryem, ALLAH seni seçip arındırdı; seni tüm kadınların üzerine seçti. “Meryem, Rabbine teslim ol, secdeye kapan, eğilenlerle birlikte eğil.” (3:42-43)
burada ilk bakışta, daha doğrusu türkçe tercümelerde, göze batmayan bir gramer detayı belirleyici rol oynuyor. 43. ayette “rükû edenlerle [rükû eden erkeklerle] beraber rükû et!” şeklinde de çevirilecek bir arapça gramer farkı var.
Allah bu ayette, meryem’ den bahsederken (türkçe’ de olmayan ancak, İngilizce, Fransızca gibi dillerde de bulunan biçimde) “erkek” yani müzekker ifade kullanıyor.
“Ve fercini / cinsiyet organını koruyan kadını da… Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.” (21:91)
bu ayette meryem’ den “müennes” sıfatla yani “dişi” ifade ile bahsediliyor ve “kadın” deniliyor. meryem’ in “fercini” yani “cinsiyet organını” , türkçe’ ye çevirilebilecek en açık biçimiyle, “vajina” sını koruduğu belirtiliyor. buradaki “ferci koruma” ifadesi çoğu mealde “ırzını korumak” olarak çevrilse de, tam anlamı “vajinasını korumak, saklamak” tır. meryem’ in “fercini saklaması”, “ırzını, bekaretini koruması” anlamına gelebileceği gibi, meryem’ in evinden ve ailesinden uzaklaşması ve doğumundaki “kız / erkek” karışıklığının bu yüzden olabileceği yani meryem’ in “fercinden” utanması ve saklanması anlamı da çıkabilir.
meryem suresi’ ne geri dönelim.
Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi. (19:17)
ayette “ruhumuzu gönderdik” ifadesiyle, meryem’ e cebrail ya da bir başka meleğin gelmesi ifade edilmemiştir. kuran’ ın genelinde, “ruhun gönderilmesi, üflenmesi” kelimeleri, “vahiy, ilahi bilgi” anlamında kullanılmıştır. yani meryem’ e bir takım ilahi bilgiler gönderilmiştir. ve ilahi bilgiler, ona doğrudan değil, bir aracı, elçi ile aktarılmıştır. bu elçi, kuran’ daki kronolojiyi ve anlatımı takip ettiğimizde, meryem’ i himaye eden zekeriyya peygamber’ dir. zekeriyya peygamber, meryem’ e Allah tarafından gönderilen bir takım bilgileri iletmiş ve ona örnek vermiştir. ayette “insan olarak biçimlendi” , “insan kılığına büründü” tarzında türkçe’ ye çevrilen ifadenin arapça aslı “temessül” kelimesidir. kelimenin asıl anlamı “örnek vermek” tir. yani zekeriyya peygamber, bu bilgiler ışığında, meryem’ e bir de örnek vermiştir ; “mükemmel bir insanı”. bu insan, o sıralarda henüz bebek olan yahya peygamber’ dir. bu örneğin verilme sebebi de, yahya peygamber’ in de aynı surenin (meryem suresi) başında da anlatıldığı üzere, kısır bir anneden (Allah’ ın bu rahatsızlığın düzelmesini sağlaması sonucu) “mucizevi” denilebilecek, ya da o dönemin bilgi ve anlayış seviyesine göre “imkansız” bir şekilde, ancak günümüz şartlarında mümkün olabilecek şekilde dünyaya gelmesidir. yani zekeriyya peygamber, meryem’ e yahya örneğini vermiş ve Allah’ ın gücü sayesinde “imkansız” denilebilecek olayların olabildiğini açıklamıştır. hakkı yılmaz’ ın tebyin-ül kuran adlı eserinde açıkladığı üzere, aynı şekilde ali imran suresi’ nde (yukarıda işlediğimiz 42 ve 43. ayetler) sözü edilen “melekler” de “zekeriya peygamber aracılığıyla meryem’ e atfedilen ayetlerdir.”
“Senden Rahman’a sığınırım,” dedi, “Erdemliysen…” (19:18)
burada meryem, kendisine bu bilgileri veren elçiye şaşkınlığını dile getirmiştir. görüleceği üzere ayette parantez içleri ile çoğu mealde eklenen “bana zarar verme” , “bana dokunma” gibi bir anlatım yoktur. meryem duydukları karşısında şaşırmış ve bunu dile getirmiştir.
(Elçi:) “Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Rabbinin bir elçisiyim,” dedi. (19:19)
bu ayette de meryem’ in tepkisine, zekeriyya cevap vererek ilettiği bilginin amacını dile getirmiştir. yani zekeriyya peygamber, Allah’ ın verdiği bilginin, vahyin, meryem’ in bir erkek çocuk dünyaya getireceği müjdesi olduğunu ifade etmiştir.
“Bana hiçbir insan eli değmemiş ve ben iffetsizlik etmemişken nasıl olur da bir oğlum olur,” dedi. (19:20)
bu ayetin hemen hemen aynısı ali imran suresi’ nde de karşımıza çıkmaktadır.
(Meryem), “Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da çocuğum olur,” deyince, şöyle cevap verdi: “ALLAH dilediğini böyle yaratır. Herhangi bir şeyin olmasını dilediği an ona ‘Ol’ der ve o şey oluverir. (3:47)
burada dikkat edilecek olan nokta, meryem’ in “erkek” kelimesini değil “insan” kelimesini kullanmasıdır. yani meryem “bana erkek eli değmedi” değil, “bana insan eli değmedi” demiştir. bu husus önemlidir.
“Öyledir,” dedi, “Rabbin, ‘O iş bana kolaydır. Onu halk için bir işaret ve bizden bir rahmet kılacağız. Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir” (19:21)
Melekler demişti ki: “Meryem, ALLAH seni kendisinden bir Söz ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da ahirette de önderlerdendir ve (Tanrı’ya) yakın olanlardandır. (3:45)
iki ayette de (ikinci ayette “melekler” ifadesiyle kastedilen meryem’ e gönderilen ayetler) meryem’ in bu şekilde bir doğum gerçekleştirmesinin mümkün olduğu meryem’ e tekrar bildirilmekte.
21. ayetin sonundaki kısmı, yani “bu artık kararlaştırılmış bir iştir” elçinin sözlerinin devamı olarak algılayabiliriz. ancak hakkı yılmaz’ ın çeviri ve yorumuyla, “kada” fiili ve bir sonraki ayetin, cümlenin devamı şeklinde “fe” edatıyla başlaması “meryem ikna oldu ve gebe kalması için yapılması gerekeni yaptı” anlamına gelebilir.
Ona gebe kalınca onunla uzak bir bölgeye çekildi. Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi. “Keşke bundan önce ölseydim, unutulsaydım,” dedi. “Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır,” diye (ağacın) altından kendisine seslendi. “Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün.” “Ye, iç ve gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, ‘Ben Rahman için oruç tutmaya karar verdim. Bugün hiçbir insanla konuşmayacağım’ de.” (19:22-23-24-25-26)
bu ayetlerde, meryem’ in isa peygamber’ i doğurması anlatılmakta. ayette meryem ile konuşan kişi, onu himayesinde tutan ve Allah’ ın mesajlarını ona ileten zekeriyya peygamber olabilir. kuran burada isim vermese de olay örgüsünün devamlılığından bunu anlıyoruz.
ancak burada önemli bir nokta var. edip yüksel’ in mesaj isimli kuran mealinde verdiği bilgiye göre, hurmaların olgunlaşması ifadesi, isa peygamber’ in doğum tarihi ile ilgili yanlış bilinen bir kanıyı düzeltebilir. edip yüksel’ in aktardığına göre, ortadoğu’ da hurmalar eylül ve ekim aylarında dallarından dökülecek şekilde olgunlaşır. bu durumda isa peygamber aralık ayının sonunda değil, eylül veya ekim aylarında doğmuş olabilir.
ayetlerin devamında meryem’ in kucağında isa peygamber ile kavmine geri dönmesi ve kavminin kendisini “zina” ile suçlaması, isa peygamber’ in mucizevi bir şekilde beşikteyken insanlarla konuşması anlatılır..
kuran’ daki bu ayetlerden sonuç ve özet olarak öğrenmekteyiz ki :
1. isa peygamber’ in doğumu, aynı ilk insanlar gibi, biyolojik bir doğum ve döllenme sonucu meydana gelmiştir.
2. meryem, doğduğunda ailesi kız mı erkek mi olduğu konusunda yanılgı / tereddüt yaşamıştır.
3. meryem, Allah tarafından “bir çiçek gibi” korunup kollanmıştır.
4. meryem sebebi bilinmeyen bir utançtan ötürü, evini ve çevresini terk etmiştir.
5. meryem “fercini, cinsel organını” sıkı biçimde saklamış, korumuştur.
6. meryem, kendisine Allah’ tan mesaj ileten elçinin, çocuk doğuracağını bildirmesi üzerine şaşırmış, tepki göstermiş ve buna inanmamıştır. kendisine başka bir “mucizevi” doğum örnek gösterilmiştir.
7. meryem, kendisine hiç bir “insanın” dokunmadığını söyleyerek tepki göstermiş, bu durumu inkar etmiştir.
8. meryem’ den kuran’ da hem erkek, hem dişi sıfatlarla, ifadelerle bahsedilmiştir.
9. meryem’ e verilen emir / vahyedilen bilgi üzerine, meryem “yapılması gerekeni yapmış” ve hamile kalmıştır.
tüm bu noktaları bir arada değerlendirdiğimizde, meryem’ in “hermaphrodite” yani hem erkek hem dişi özelliklerini taşıyor olabileceği ihtimali ortaya çıkıyor.
ancak bu konuda kesin bir kanıya varmak çok zor.
en doğrusunu Allah bilir.
**********
kaynaklar : hakkı yılmaz, tebyin-ül kuran / edip yüksel, mesaj : türkçe kuran çevirisi
-
aklinikullan posted this