din kültürü | makaleler
nikahın dinisi-dinsizi olmaz…

“imam nikahı” ya da genel olarak “evlilik” konusuyla ilgili çok soru geliyor. gerek site üzerinden, gerek ikili sohbetlerimde, yeri gelince bu sorular yöneltiliyor, ben de açıklıyorum.

gerçi artık bu konu, benim gözümde de, toplumun genel bakışında da “tartışma dışı” daha doğrusu, cevabı alınıp “gündemden düşmüş” durumda… ancak yine de sorulara genel bir cevap vermek gerekiyor.

meşhur hıyanet işleri bile, geçtiğimiz aylarda bir açıklamayla “dini nikah” olayında “malumun ilamına” imza attı ve gerçekleri söylemek zorunda kaldı.

en son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim yine ve sonra kısa bir de açıklama yapalım.

nikahın “dinisi - resmisi” , “dinisi - dinsizi” olmaz. nikah nikahtır. uygun şartlar altında kıyılan her nikah, dinen geçerlidir.

kuran’da “imamlık” mesleği olmadığı gibi “imam nikahı” diye bir şey de geçmez.

kuran, içinde nikah/evlilik ve türdeşi kelimelerin geçtiği yirmiye yakın ayette, evlenilebilcek kadınları/erkekleri, evlenilmeyecek kişileri, evlenmeye teşviği, evlenmenin nasıl sonlandırılacağını, iddet (bekleme) süresini ve bir çok konuyu detaylandırırken, nikahın nasıl kıyılması gerektiğinden bahsetmez.

çünkü daha önce de söylediğimiz gibi, kuran tüm çağlara ve tüm insanlara aynı anda hitap eder. kuran genel yasakları ve emirleri verir, bunların dışındaki konuları toplumların örf ve adetlerine, geleneklerine ve yasalarına, çağın şartlarına bırakır.

kuran, gelenek ve örf-adetlere bırakılmış hususlarda, ancak bozulma varsa müdahale eder. buna en büyük örnek namaz ibadetidir. namaz ibrahim peygamber’den bu yana kılındığı için, kuran indirildiği dönemde, arap yarımadasında da bilinen ve uygulanan bir ibadetti. ancak zaman içinde namazın kılınış şekli başta olmak üzere bazı kısım ve detaylarında tahrifatlar meydana gelmişti. işte kuran, namazdaki bu bozulmaları düzeltmiş ancak namazın nasıl kılınacağını, zaten bilinegeldiği için en baştan tarif etmemiştir.

nikah/evlilik konusu da böyledir. kuran evlilik konusunda bozulan, tahrif edilen, yanlış uygulanan kısımları düzeltir ve emir/yasaklarını yineler, ancak nikahın nasıl olacağını anlatmaz.

kuran indirildiği çağda, arap yarımadasında evlilikler belli şartlara bağlıydı. kuran indirilmeye başlandığında, başta peygamberimiz olmak üzere ilk müslümanlar da, daha sonra takip eden müslümanlar da bu şartları uygulamıştır.

temelde nikahın üç temel şartı vardır : rıza, ilan ve güvence.

rıza, evlenecek kişilerin öncelikle kendilerinin, sonra ailelerinin evlilik akdine rıza göstermeleri şartıdır. birbiriyle evlenecek kişilerin ikisi de, bu evliliği kendi rızalarıyla ve gönüllü olarak yapmak zorundadır. yine tarafların aileleri de, bu evliliğe rıza göstermelidir. ancak öncelik, evlenecek kişilerin rızasındadır.

ilan, evlilik işleminin duyurulması, gizli-saklı yapılmamasıdır. bu duyuru ile evlilik ilişkisi, toplum gözünde de meşrulaşır ve doğacak çocukların nesebi açıkça bilinir.

güvence ise, kuran’da ısrarla bildirilen ve vurgulanan bir şarttır. “mehir” de denilen güvence, evlilik anlaşması sırasında, erkeğin, olası bir boşanma/ölüm halinde dul kalacak olan eşe sunacağı maddi unsurdur.

bu üç şartın haricinde, nikah camide kıyılır, iki şahitle kıyılır, imam ya da bu görevi üstlenecek bir erkek kıyar, nikahta şu dua okunur gibi hiç bir unsur kuran’da geçmemiştir.

bunun sebebi, az önce değindiğimiz gibi, kuran’da bir çok örnekte olduğu üzere, bu tip konuların örf, adet, gelenek, yasalar ve çağın şartlarına bırakılmasıdır.

günümüzde, türkiye cumhuriyeti yasalarına göre nikahı, bu iş için görevlendirilmiş resmi devlet memurları kıyar ve kayıt altına geçirir.

bu şekilde kıyılan nikahta, çiftlerin açıkça sorulan “… kabul ediyor musunuz?” sorusuna “evet” cevabı vermeleri “rıza” şartının yerine getirilmesidir. yapılan düğün, nişan, nikah vs tipi merasimler, davetler, bastırılan davetiyeler, en kötü şartta dahi bulunan minimum iki şahit ve devletin kayıtlarına nikah işleminin geçirilmesi, bunun nüfus cüzdanlarında, bilgisayar kayıtlarında vs. geçmesi “ilan” şartını yerine getirir. yine düğünde takılan takılar, gelen hediyeler, en basitinden çiftlerin taktığı alyanslar ya da yine en kötü ihtimalle, yasalarımızın sunduğu “mal birliği, mal paylaşımı, mal ayrılığı” hakları yani medeni haklar ve dul kalan eşin ölen eşinin sosyal güvencesinden yararlanabilmesi, boşanma işleminde hakimce hükmedilen tazminat ve nafaka da “güvence” şartını yerine getirir.

bu şekilde kıyılan, normal prosedürde bir nikah, dinen de geçerlidir. ayrıca imam nikahı, dini nikah gibi isimlerle bir nikah da kıyılması gereksiz olduğu kadar, din dışıdır da.

  1. aklinikullan posted this