Gönderen: Kaan Goktas
Alıcı: protokol@diyanet.gov.tr, dinisleriyk@diyanet.gov.tr
Tarih: 28-04-2010 13:45:40
Bilim ve Alaştırma Vakfı’nın suç duyurusu ile Yazar Burak Özdemir’in Levh-i Mahfuz kitabına “Ayetleri aşağılamak ve dini değerleri alaya almak” iddiası ile dava açıldığını öğrenmiş bulunmaktayım. 06 Nisan 2010 tarihinde ise Vakit Gazetesi’nde çıkan bir haberde “Rezil Kitaba Diyanet’ten Sert Tepki”başlığıyla kurumunuz tarafından DEVAM EDEN BİR DAVAYA yapılan yorum ve dava konusu kitapla ilgili görüşlerinizi okudum.
Bu yorumların halkı yanlış yönlendirdiği ve yazarın can güvenliğini tehlikeye soktuğu açıktır. Bunun apaçık örneği de Vakit Gazetesi’nin yukarıda adı geçen haberi altındaki okuyucu yorumlarıdır. Kitabın kapağını bile açmamış insanlar, yazara ağza alınmadık küfürler ve ölüm tehditlerini yağdırıyorlar. Bütün bu tehdit, hakaret ve saldırıların sebebi aslında yazarın felsefesi, kaleme aldıkları ve düşünceleri değildir, Diyanet İşleri’nin verdiği “fetva”dır. Bunu onaylıyor musunuz?
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri YÜKSEK Kurulu Başkanı, yazarın “Bu kitap ‘inançsız’ bir elden çıkmadır.” sözlerini sığ bir mantıkla değerlendirerek yazarın Müslüman olmadığını ve tefsir yapamayacağını ifade etmiştir. Sorarım size; bunun Papa’nın aforoz etme yetkisinden ne farkı vardır? Söz sahibi, bu yetkiyi nereden almaktadır? Kuran ayetlerinin manalarını açıklama yetkisi ‘tekel’de midir? Benim Allah’ın kelamından ne anladığımı ifade etme hakkım yok mudur? Beni bundan kim alıkoyabilir?
Din adı altında, hurafelerle dolu ilmihaller için, “şu duayı bilmem kaç kere okursan şu olur” zırvalarının yer aldığı kitapların yazarları için de dava açılıyor mu acaba? O kitaplar insanı ancak dinden soğutur. Bugün İslam imajının gericilik ve şiddetle yan yana anılmasında Allah’ın ayetlerini ağızlarında evirip çevirerek kendi ideolojilerine alet eden “ulema”lar değil midir suçlu olan?
Yüzyıllardır kürsülerden insanlara din anlatıyorsunuz. Eseriniz ortada. Kimi neyle töhmet altında bırakıyorsunuz? Zekatı ticaret metası yaptınız, haccı ticaret metası yaptınız. 10 yıllık bir kontenjanı dolduracak kadar hacı topladınız. Onların kayıt paralarını bankalarda işletiyorsunuz. Görevlilere 20 kişiyi umreci kaydettirdiklerinde bedava umreye götürüp harcırah veriyorsunuz. 40 kişi yazdırırlarsa yanında birini bedava götürüp yine harcırah veriyorsunuz. Turizm şirketleri ve Dİyanet İşleri, daha çok umreci götürüp daha çok para kazanmak için yarışa girdiniz. Hacc ibadetini, fikir ve zikirdaşınız Suudi Arabistan Devleti ile kol kola girerek turistik gezi haline getirdiniz. Kurban ibadetini ticaret haline getirdiniz.
Şu andan itibaren size düşen, kitabın karşısında bile olsanız, yazarı ve okurlarını rahat bırakarak, din ve vicdan hürriyetine özde saygılı olduğunuzu göstermektir.
Saygılarımla.
Kaan Göktaş
İslam araştırmacısı - Yazar
| — | kaangoktas.net’ten eski bir yazı… |